Pages

8 Ağustos 2010 Pazar

MARKAFONİ

Ben düzenli bir markafoni müşterisiyim ve bayılıyorum her sabah bilgisayarımı ilk açtığımda markafonide gezmeye.. Beni bilen bilir alışveriş yapmayı,herkesden biraz fazla severim :D Sanki sabah işe ya da okula gitmeden önce mağaza geziyormuşum hissi yaratıyor ve ben bu hissi çok seviyorum :DD
Bu yazıyı yazma sebebim ise markafoni dünyasında yeni şeyler keşfetmiş olmam! şimdiye kadar nasıl olmuş da blogun farkina varmamisim acaba! çok güzel bir blog hazırlamışlar. Moda ve alışveriş sevmeyenler; playlistler için bile girilmeye dinlenmeye değer buyurun: http://blog.markafoni.com/


Ve eğer bir bakayım neymiş bu markafoni diyorsanız bu linkten davetiyenizi alabilirsiniz ; http://www.markafoni.com/i/sehnaz_saatcioglu/

Sevgiler. Öptüm : ))

6 Mayıs 2010 Perşembe

DOSTLARI ARAMA

Bir sabah kendine koyu bir
kahve koyarsın, sigara
tablasını boşaltır, yeni bir
sigara paketi açar, bir tane
yakar, telefonu önüne çekip
defterini açarsın --a'dan
başlayarak sırayla--
dostlarını aramaya başlarsın.
özellikle dikkat edeceğin, o
anda orada (o numarada)
olma olasılıklarının yüksek
olmasıdır; büroları sabah
(öğleye kadar) ve öğleden
sonra; evleri de akşam
ilerledikçe ararsın --
yurtdışındaki dostların için
de saat farklarını hesaplarsın.
bu arada kahven bittikçe
yeniler, sigara tablası
doldukça boşaltır, sigara
paketi boşaldıkça da, yenisini
açarsın.
her seferinde, numarayı
çevirir, düşmesini bekler
(bazıları zor; ancak birkaç
çevirişte düşer), ilk zil sesi
bitince de telefonu kapatırsın.
"yok" dersin --
sonra, "o da yok" --
sonra "işte, o da" ---
hep, "yok" dersin.
dostlarınla dolu bir gün
geçirirsin.

( / de ki işte ) O. Aruoba

SatıYORUM veee Saaattıım!!!


03.05.2010 tarihinde bir açık arttırmaya katıldım. Çok ilginç bir deneyim oldu benim için. Kesinlikle sosyolojik, antropolojik, psikolojik her türlü disiplinler arası yaklaşım açısından incelenmesi gereken bir ortam.
Arkadaşıma kahvelerimizi içerken açmayı düşündüğümüz-gerçek bir proje- şarapevini konuşmak için gitmiştim ta ki Cem Uzan'ın TMSF tarafından el konulan son menkullerinin açık arttırmada satılacağını öğrenene kadar. Ve gittik bir kaç parça birşey de aldık. Fakat benim bahsetmek istediğim bu değil. Her çeşit kişiye rastlayabilirsiniz orada. İlk başta erkek egemen bir topluluk-ki sadece 2 bayan biz vardık- olarak göze çarpıyor. Eve para getiren erkek figürü, orada da rekabet ederek rakiplerinin önüne geçerek kazanma hırsı ile karşımıza çıkıyor. Aman Tanrım, neler neler... Bütün bir satış sırasında kaykılmış bir oturuş şekliyle eli sürekli havada beyler; bu demek oluyor ki siz istediğiniz kadar fiyatı arttırın, o ürün benim ! Ya öyle şeyler satıldı ki piyasa bedeli 1000 lira olsa bile 3000 liraya alanlar oldu. Çünkü diğerlerinden üstün olduğunu kanıtlamalıydı. Ya da ilk başta satışa girmeyerek, nabzı ölçenler ve sadece kızıştırıp aradan çekilenler.
Kesinlikle benim gibi boş vaktiniz olduğu bir gün katılmalısınız.
Güzel bir atmosfer. Yeni ilgi alanım olabilir : ))

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Sınavlar Sınavlar


Yarın günlerden KPDS.
Hayır kendimi tanıyamaz hale geldim, eskiden sisteme tamamen karşı olan ben, şuan tam da sistemin içindeyim. Hem de isteyerek! Sınavlara karşı olan ben,şu an tüm sınavlara hazırlanıyorum, bilgilerimizi ölçmediğini bile bile...
ÜDS, KPDS, ALES, KPSS, SPK ve diğer açılan tüm sınavlar...
Evet sürüye 1 kişi daha eklendi ve işin kötü tarafı bu sürünün bir başı dahi yok. Sanırım böyle oluyor kimse farketmeden çarkın bir dişlisi haline geliyor ve çalışmaya başlıyor.



Bakmayın bu serzeniştime canım öyle sürekli ders çalışan biri değilim hatta ders çalışamayan biriyim ama işte canımı sıkıyor bu durum.
Neyse ben biraz daha kendimi kandırıp, çalışıyormuş gibi yapayım.
Yarın sınava girecek herkese başarılar...

29 Nisan 2010 Perşembe

Ev yapımı Likör



Uzun bir aradan sonra tekrar yazıyorum. Ama ne de olsa yeni bir blogger olduğumdan, izleyicimde olmadığından birazcık da olsa vicdanım rahat...
Şu aralar yeni takıntılı olduğum konu ev yapımı likörler : ) evet merak sardım bu konuya, bunda tabi alkolmania'nın da etkisi büyük.
Kayra akademinin ev yapımı likör üzerine bir eğitimine katılmaya karar verdim.
Fakat mayıs ayında yokmuş, yeterli katılım sağlanırsa açılabilirmiş. Benimle gelmek ister misiniz?
Buyurun :kayrawinecenter
Efendim? tabiki de yapınca size de ikram ederim : )

Sanırım bu arada ilk işim kendime bir likör takımı almak.
Kahveye beklerim : )

4 Nisan 2010 Pazar

Ezel


Bizi Pazartesi akşamları görmelisiniz gerçekten ama konuşmamalı ve sormamalısınız hele ki daha önce Ezel izlemediyseniz “Bu kim ki şimdi? Aaa bu onun çocuğu mu?Ama ben anlamadım Ömer kim?” gibi sorularla asabımızı bozmayınız = ))
Doğrusu ben diğerlerinin aksine Ramiz Dayı ve Ezel için değil, Ali ve Cengiz için izliyorum gerçekten ve de Tefo…Aman Tanrım o ne süper oyunculuktur ..Bi de Jerry’in Tom ile oynadığı gibi oynamasalar Ali ile daha sevineceğim, bırakında bir bölümde de Ali kazansın sevgili senaristler.
Evet Show da izlediğimiz Ezelden çok farklı bir Ezel izliyoruz atv’de,pembe dizi kıvamında bir aşk hikayesi gibi.
Evet birçok yerde b.ka sardı senaryo,pek çok hata var..Ama bunlara rağmen olur böyle şeyler deyip,görmezden gelerek izlemeye devam ediyoruz.Ne de olsa Türk dizi tarihinde farklı bir hikaye ..
Tamam şaşırmanız normal, hiç benim izleyeceğim bir dizi değil Ezel…Şimdiye kadar izlemiş olduğum iki diziden(Yeditepe İstanbul ve İkinci Bahar) çok farklı ama başladım bir kere ,yapabileceğim bir şey yok şu saatten sonra.Hükümsüzdür.
İyi Seyirler =)

31 Mart 2010 Çarşamba

Alice in Wonderland



Olmamış!!! Oysaki büyük bir beklenti ile de gitmemiştim sinemaya ,çoğu arkadaşım gibi Tim Burton hayranı da değilim,tamam "Big Fish,Makas Eller ve Charlie'nin Çikolata Fabrikası" gibi filmlerini severek izledim ama hayran olduğumu kanıtlamaz bu durum. Alice hakkında da kötü bir niyetimde yok.Ama beğenemedim.Burada ilk sinema yazısı da olumsuz olsun istemezdim ama yazmadan da duramadım.Ne de olsa daha yeniyim ve pek de okuyanım yok bu sebeplerle bile birazcık negatif olabilirim bence = )
Ne renkler olmuş ne de karakterler…3D’ye oyuncular oturmamış..Aman Tanrım o ne silik bir kızcağızdı aynı zamanda..
Tamam bu kadar eleştiri sanırım yeter.Oysaki hiç adetim değildir ; olumsuz eleştiri..
Genelde severim izlediklerimi,okuduklarımı...
En kısa zamanda olumlu güzel birşeyler yazmalıyım..